Pazartesi, Kasım 23, 2009

Akraba mi akrep mi?


Ortanca kardesim dis hekimi olacagini iddia ediyor. Dudaginda hayvan kadar ucuk var ve bu ucuk kaniyor. Kardesim pecetelere ucugunu siliyor sonra o peceteleri evin ortasina ve altini ciziyorum yemek masasinin yanina koyuyor. Sonra o igrenc viruslu elleri ile yemek masasina ekmege evin her yerine dokunuyor. Ben boyle birsey yaptigimda elimi yikamadan hicbir yere dokunmuyorum. Bir dalginlikla yaptigini dusunup peceteyi atmanizi rica ettiginizde, laf sokmadan rica ettiginizde, umrunda olmadigini ve kesinlikle atmayacagini soyleyecek kadar etrafindakilere saygisiz biri. Kardesim bencil bir insan, hep boyleydi, yani kimi insanlar boyledir. Siz onun masasinda duran onlarca kalemden birini bile alamazsiniz ama o sizin kiyafetlerinizi, kalemlerinizi, tokalarinizi, kupelerinizi, paranizi herseyinizi buyuk bir yuzsuzlukle alir. Aldiklarini geri almak istediginizde cogu kullanilmayacak haldedir. Kendisi ders yaparken evin telefonlarinin cekilmesini isteyebilir fakat baskasinin sinavi varken en buyuk hobisi son sesle muzik dinlemektir. Hersey kendi istedigi gibi olsun ve herkes kendisine tabi olsun ister.  Bu herseye herpesli peceteleri yemek yedigimiz yere birakmak ve bu herkese pecetleri toplamak zorunda olan biz evin diger insanlari dahiliz. Fakat medikal biseyler okumasinin en azindan baskalarinin sagligini onemsemesine yarayacak kadar bencilligini kiracagini dusunmustum. Yanilmisim.

Bu evden gitmek istememin 2 milyon 1inci sebebi olarak bu olayi koyuyorum. Onceki sebeplerden 1 milyon 100bin kadari da kendisi ile alakali. Boyle bir durum.

Sabah olsun BU'ndan yapayim.

Cok sis olsun ama kaza olmasin cok sis severim.

Pazar, Kasım 22, 2009

Ah o kadar guzel ki!



Originally uploaded by NothingFancy

Dun aksam Etsy'de anahtar aradim, aradim...Hic birsey buamadim. Ta ki bu sabah bu kolyeyi gorene kadar. Lutfen bu anahtar'dan bulabileyim. Size anahtarlari, ama hepsini veya herhangi bir anahtari degil, boyle anahtarlari cok sevdigimi soylemis miydim?

Perşembe, Kasım 19, 2009

Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?

Öylesine gerizekalı bir insanım ki, ama öyle ki hiç abartmıyorum, alesten 86.445 alınca gittim yattım, ben dedim, benim not ortalamam 3.73 dedim, aslında burada master yapmaya da niyetli değildim, ben dedim bu saatten sonra test mi çözücem dedim, gittim Bourdieu okudum, Kant okumaya çalıştım, paper yazdım, paper okudum, aslında yazmamam ve okumamam ve test çözmem gerekiyordu, dedim ki oha dedim felsefe sosyoloji çift anadal dedim her yerde derecedeyim dedim, test mantığına bu kadar aykırı 5 sene geçirdikten sonra test çözmek ayıp dedim ben mi alamicam dedim hem notum 3.73tü benim , benden yüksek 1 kişi var bölümde dedim fakat öyle gerizekalıyım ki bu aptal blog'a saatlerce içimi dökmem yerine gidip test çözmem, Marx ve Foucault okumak yerine gidip test çözmem, paper denilen test mantığının zıttı olaya kendimi vermek yerine varlığım testlere armağan olsun ne mutlu türkiye'de yüksek lisans yapmak isteyene.


Hayatımın en büyük yanlışını türkiye'de doğarak yaptım.


ek: Alamadigim sey tubitak bursuydu. Belirteyim.

Pazar, Kasım 15, 2009

Dancing Plague of 1518

Ay ay ay. Inanilmaz acayip birsey ogrendim. Adi Dancing Plague of 1518. Turkcesiyle, 1518 Dans Felaketi, Vebasi, Belasi.

Hersey 1518 yilinin temmuz ayinda Strasbourg'da Bayan Troffea'nin aniden dansetmesiyle baslamis. Bayan Troffea kimilerine gore dort kimilerine gore alti gun kadar dansetmis. Fakat tek danseden o degilmis. Izleyen gunlerde pek cok insan Bayan Trauffea'ya eslik etmeye baslamis. Bir degil, uc degil, bes degil. Bir hafta icinde Strasbourg'da 34 insan danseder olmus. Bir suru bir suru insan durmadan, yorulmadan dansetmeye koyulmuslar. Bir saat degil  uc saat degil bes saat degil. Haftalarca dansetmisler. Bir ay gectiginde danscilarin sayisi 400"u gecmis. Durmadan, dinlenmeden dansetmisler. Oyle ki sonunda kalpleri durmus olmusler, felc gecirmisler olmusler, yorgunluktan olmusler. Olumune dansetmisler. Yuzlercesi olmusler.



Dans etmeyen pek cok meslekten insanin yazdigina gore bu insanlarinki titreme veya kasilma degil hakikaten dansmis. Oyle ki durum kotulestikce gorevliler bu durumun sicak kan adi verilen bir hastaliktan kaynaklandigini dusunup care olarak da insanlarin gece gunduz dans etmesi gerektigine karar vermisler, bunun icin ek sahneler platformlar insa edip muzisyenleri danscilari hareket halinde tutmalari icin surekli calmaya tesvik etmisler. Ise yaramadigini bugun biz biliyoruz.

Bugunden bakanlar bu ergotism denen hastaliktir diye akil yurutmusler ama ergotism halusinatif olurmus, dans halinde degil. Kimileri Chorea hastaligi olabilir mi acaba demis, ama o hastalik ozellikler cocuklarda gorulurmus, bu kadar yetiskinin aniden dans etmesini aciklayamazmis. Geriye kitlesel histeri ile dini vecd hali kalmis. Tarihci John Waller'a gore o zaman kislar cok sogukmus yazlar cok sicak mis ve her yerde dolu firtinasi varmis, ekinler mahvolmus, kitlik almis basini yurumus, pek cok insan ciftlik hayvanlarini oldurmek, borc almak ve dilenmek zorunda kalmis, cicek-cuzzam-frengi-english sweat insanlari vurmus ve 'benzeri gorulmemis bir caresizlik ve umitsizlik` her yani sarmis. Bundandir bazilari olumune dans etmis.



Bana bunu A soylemis. A benim buna cok sasiracagimi ve hayalimde hemen danseden insanlari canlandirip fantazi dunyalarina dalacagimi bilirmis. Keske olmeselermis. Ama ben insanlarin sebepsiz yere dans edip normal'in disina manyakca cikma ihtimalini de sevmisim. Sanki dunyanin yorungeleri olmadan fildir fildir savrulmasi hayalini de  buyuleyici bulmusum. Bir anligina akil mantik cercevesi dahilindeki sebepleri unutmusum. Gezegenler cildirmis, bir anligina.

Ben bu yazinin cogunu wikipedia'dan cevirip yazmisim.

Cok acayipmis ama hakikaten, di mi?



 

designer : anniebluesky : www.bloggeruniversity.blogspot.com

graphics : VLADSTUDIO : www.vladstudio.com